Meltem Güneş / İklim değişikliği, sınırları aşan ve gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın tüm ülkeleri etkileyen, günümüzün en kritik küresel krizlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sıcaklık artışları, kuraklıklar, sel olayları, orman yangınları, biyolojik çeşitlilik kaybı, aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetinin artışı, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi gibi sürdürülebilir kalkınmayı olumsuz etkileyen iklim değişikliğinin sonuçları Türkiye’de ve dünya genelinde giderek daha belirgin hale geliyor.
Dünya iklim değişikliğinin yol açtığı sorunlara çözüm arayışındayken Türkiye, iklim diplomasisi ve uluslararası organizasyon tarihinin en büyük etkinliklerinden birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) 1 milyondan fazla ziyaretçinin katılması beklenirken, etkinlik çerçevesinde 11-12 Kasım tarihlerindeki Liderler Zirvesi’nde yaklaşık 100 ülkenin lideri ve 300’e yakın bakanın yer alması öngörülüyor.
COP nedir?
Conference of the Parties (COP) (Taraflar Konferansı), 1992 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) çerçevesinde her yıl düzenlenen en üst düzey küresel iklim zirvesidir. Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, bilim insanları, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getiren COP, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak eylemi müzakere etmek amacıyla temel bir platform oluşturuyor. COP toplantıları, Tarafların (hükümetlerin) küresel sıcaklık artışını sanayi devri öncesi seviyelerin 1.5°C üzerinde sınırlama hedefine ulaşmak için küresel çabaları değerlendirdiği önemli alanlardır.
Taraflar; sera gazı emisyonlarını azaltma yöntemleri ile iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama stratejileri üzerine kararlar alırlar. Ayrıca Kayıp ve Hasar (sel, kuraklık gibi iklim felaketlerinden etkilenen savunmasız ülkeler için finansman), ülkelerin ekonomilerini yeşillendirme ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılık kazanmalarına yardımcı olacak araçların geliştirilmesi konularında da değerlendirmelerde bulunurlar. İlk COP toplantısı 1995 yılında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin ev sahipliğini üstleneceği COP31 bu sürecin 31. oturumunu temsil ediyor.
Adım adım COP31
COP toplantıları iklim değişikliği ile mücadelenin ilerlemesi açısından son derece önemlidir. Hükümetlerin bir araya gelerek ilerlemeyi gözden geçirdiği ve birbirlerinin durumlarını dikkate alarak en iyi mücadele yollarını tartıştığı bu toplantılar; iklim değişikliği tehditine dikkat çekme fırsatı sunar. Özel sektörün, sivil toplumun, sanayinin ve bireylerin katılımı olmadan dünyanın iklim krizi ile yeterince başa çıkamayacağı vurgulanırken; bu tehditlere yönelik farkındalığın artırılması için de önemli bir fırsat yaratmaktadır.
1992: UNFCCC’nin kabul edilmesiyle Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Rio de Janeiro’daki Dünya Zirvesi’nde onaylanarak uluslararası iklim işbirliğinin temelleri atılmıştır.
1995: İlk Taraflar Konferansı toplanarak sözleşme çerçevesinde hükümetlerarası müzakerelere başlanmıştır.
1997: Kyoto Protokolü’nün kabul edilmesiyle gelişmiş ülkeler için yasal olarak bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri belirlenmiştir.
2009: Kopenhag’da iklim değişikliği yüksek siyasi düzeyde tartışılmıştır.
2015: Paris Anlaşması kabul edilerek tüm taraflar küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmayı ve bunun yanında 1.5 derece hedefi doğrultusunda çaba göstermeyi taahhüt etmiştir.
2023: Taraflar enerji sistemlerinde fosil yakıt kullanımını azaltmayı ve küresel enerji dönüşümünü hızlandırmayı kabul etmiştir.
2024: Bakü’de taraflar yeni toplu nicel iklim finansmanı hedefleri belirlemek amacıyla bir araya gelecektir.
2026: COP31’de finansman, teknoloji ve dayanıklılık alanlarında uygulamaları geliştirmek üzere toplanacaktır.
Nihai amaca ulaşma
COP’un temel işlevlerinden biri tarafların sunduğu ulusal bildirimleri incelemektir. Bu toplantılar; ülkelerin aldığı tedbirlerin etkisini değerlendirmekte; sözleşmenin nihai amacına doğru ilerlemeyi takip etmekte; ayrıca iklim taahhüdünün güçlendirilmesini sağlamaktadır.
BM İklim Değişikliği Sekreterliği’nin rolü nedir?
Sekreterya; BM iklim değişikliği sürecinin koruyucusu olarak görev yapmaktadır. Sekreteryanın COP sırasında temel görevi delegelerin doğru zamanda gerekli belgelerle birlikte doğru yerde bulunmasını sağlamak amacıyla verimli müzakereleri yönetmektir. Ayrıca sekreteryanın diğer önemli rolü ise taraf olmayan aktörleri resmi çalışma programlarına dahil ederek çok paydaşlı diyalogları organize etmektir. Bu aktörler içerisinde şehirlerin, bölgelerin, işletmelerin temsilcileri ile yatırımcılar yer almaktadır.
Ev sahibi ülke nasıl seçiliyor?
COP’ların en kritik süreçlerinden biri konferansa hangi ülkenin ev sahipliği yapacağıdır. Bu bağlamda bölgesel grup üyeleri hangi ülkenin konferansa ev sahipliği yapacağına dair istişarelerde bulunmaktadırlar. Genellikle beş Birleşmiş Milletler bölgesel grubu arasından (Afrika Grubu, Asya-Pasifik Grubu, Doğu Avrupa Grubu, Latin Amerika ve Karayip Grubu ile Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu) dönüşümlü olarak belirlenmektedir. Anlaşmaya varıldıktan sonra seçilen ülke teklifini resmi olarak UNFCCC sekreterliğine sunar. COP bu teklifleri değerlendirip genellikle “Gelecek Oturumların Tarihleri ve Mekanları” başlıklı kararla teklifi kabul eder. Ardından sekreterlik potansiyel ev sahibi ülkeye gerekli araştırmaları yapmak üzere bir ziyaret düzenleyerek yıl içerisinde Büro’ya rapor verir.
Ev sahibi ülke gündem belirleme yetkisine sahip olmakla birlikte küresel anlaşmalar için gerekli diplomatik süreçleri yönlendirme imkânına sahiptir; ayrıca diğer konularda diplomatik ağırlık kazanır. Genelde COP Başkanlığını yürüten ülke aynı zamanda konferansa da ev sahipliği yapmaktadır fakat eğer herhangi bir teklif gelmezse varsayılan yer Almanya’nın Bonn kenti olan sekreterya merkezi kabul edilir.

Türkiye’nin ev sahipliği süreci
Türkiye’nin COP’a ev sahipliğinin ardında yatan nedenlerden biri ülkenin hem Avrupa hem Asya hem de Orta Doğu’daki iklim diplomasisi bağlantılarını pekiştiren coğrafi konumudur; bunun yanı sıra artan yenilenebilir enerji/döngüsel ekonomi taahhütlerine dayanmaktadır. Geçtiğimiz yıl Brezilya’nın Belem kentinde gerçekleştirilen COP30’da Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmak için aday olduğu dönemde Avustralya ile yoğun müzakereler yaşandı.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yazışmalar gerçekleşti fakat her iki ülke de adaylıktan vazgeçmedi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise Türkiye’nin Avustralya ile ortaklaşa olarak COP31’e ev sahipliğine hazır olduğunu ifade etti.
Avustralya çekildi
Türkiye ile Avustralya arasındaki müzakereler sonucunda 20 Kasım’da Avustralya’nın adaylıktan çekilmesiyle sonuçlandı; böylece COP31’in başkanı aynı zamanda ev sahibi de Türkiye oldu.
İki ülke arasında yapılan anlaşmaya göre Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen “Müzakere Başkanı” unvanıyla Türkiye’deki görüşmeleri yönetecek şekilde görevlendirildi.
Kurum ise Resmi Gazete aracılığıyla yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle COP31 Başkanı olarak atanmıştır.
Avustralya temsilcisi Bowen aynı zamanda COP31 süresince Başkan Yardımcılığı görevini de üstlenecektir.
Türkiye ise bütün lojistik ve operasyonel sorumlulukları üstlenerek süreçte aktif rol oynamaktadır; ayrıca iki ülke istişare ederek süreci yürütmektedir; görüş ayrılıklarının olduğu durumlarda uzlaşı sağlanana kadar istişare devam etmektedir.

Zirve’nin kalbi EXPO’da atacak
COP31’in yaklaşık 197 ülkeden katılımcıyı buluşturması bekleniyor.
Zirveye katılması planlanan ziyaretçi sayısının ise 1 milyonu aşması öngörülüyor; dev organizasyonun oturumları Antalya EXPO Fuar Alanı’nda tasarlanan ‘mavi’ ve ‘yeşil’ alanlarda gerçekleştirilecektir.
Mavi alan resmen Birleşmiş Milletler tarafından yönetilecek müzakere alanıdır; yeşil alan ise Türkiye’nin koordinasyonu altında çeşitli iklim çözümleri ile yenilikçi projelerin sergileneceği daha geniş katılımlara açık bir mekân olacaktır.
Konferans kapsamında 11-12 Kasım tarihlerinde Dünya Liderler Zirvesi yapılacaktır.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum “COP31 Antalya’da yaklaşık 2 milyar dolarlık doğrudan ekonomik hareketlilik yaratacak.
Bunun yanı sıra çarpan etkisiyle toplam katma değerinin ise 3-4 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz.” şeklinde ifadelerde bulundu.

Söz değil eylem zamanı
Medeniyetlerin doğduğu topraklardan ilham alan Türkiye; işbirliğine dayalı adil bir sürdürülebilir küresel iklime yönelik çağrıda bulunmaktadır.
Dünya için dönüm noktası
Dünya genelindeki iklim sorunlarına çözüm arayan Türkiye; uluslararası organizasyon tarihindeki en büyük etkinliklerinden biri olan COP31’e hazırlanmaktadır.
9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek zirvede Türkiye ‘artık söz değil eylem zamanı’ vurgusunu ön plana çıkaracaktır.
Bundan sonraki dönem için önemli adımlar
COP31会议,全球气候危机的加剧影响和地缘政治不确定性的背景下,将成为人类共同未来的关键步骤。土耳其对“未来的COP”的愿景,不仅将气候行动从抽象承诺和纸面上的承诺中解放出来,而且为可验证、可衡量和可持续的实施阶段奠定基础,因此被视为地球历史上的重要转折点。
<强烈的土耳其故事强烈的土耳其故事强烈的土耳其故事强烈的土耳其故事强烈的土耳其故事强烈的
(强调人类与自然之间的关系,安纳托利亚拥有数千年的历史。信仰自然疗愈与慈爱的安纳托利亚人民,如今正在为可持续未来树立榜样。) P>
< P >< strong > 哪些主题将优先考虑?< / strong > P >
< P > 在“对话、共识和行动”的背景下,将进行COP3进程,并在此框架内确定零废物、海洋与海洋、食品安全、气候适应型城市、加强气候行动、青年与教育、绿色工业化、清洁能源转型、里约协同作用以及动态与弹性健康系统等优先主题。 p >